HEPİMİZ BİRER HIRSIZIZ
Yaşadığımız ortamda bulunan varlıkları gereksiz kullanmak, gereksiz kullananları uyarmamak, boşuna geçirilen zaman vb kabul etsek de, etmesek de birer hırsızlıktır.
Evlerimizde is yerlerimizde yemek yaparken, tıraş olurken, duş alırken çamaşır yıkarken ya da tarlada bağda bahçede boşuna akıttığımız, ihtiyacın dışında kullanılan su hırsızlıktır. Bana ne; iş yerinin suyu, belediyenin suyu, onun suyu bunun suyu fark etmez. Sonunda ihtiyaç sahiplerinin kullanması gereken suyu boşuna akıtmak hırsızlıktır.
Boşa geçirilen zaman; Günlük yaşantımızda çoğumuzun boşuna geçirdiği aylak aylak dolaşarak harcadığı zaman, ya da başkasını çekiştirmek için geçirdiği zaman. Patron görmese de beş dakika uyusam ya da ise geç gitsem. Zamanında bitirilmesi gereken işi geciktirip birkaç saat mesai parası alsam,
Gereksiz yere kullanılan elektrik; devletin malını hor kullanmak aman sen de bana ne demek, bunlar hırsızlık değil de ne, işyerlerinde sokaklarda evde kısacası yasamın olduğu insan faktörünün bulunduğu her alanda hırsızlık vardır. Kimse masum değildir. En azından ben inanmıyorum. Kendime bakıyorum Yaşadığım topluma bakıyorum herkes biraz daha fazla kazanmanın peşinde. Nasıl olduğu değil ne kadar kazandığı önemli. Kimse çalıştığı kurumu, yaşadığı çevreyi düşünmüyor. Zorda kalana bir tekme daha atılıyor. Küçücük menfaatler için büyük soygunlar, akla hayale gelmeyen hileler yapılıyor yalanlar söyleniyor.
Büyük insanlar büyük, küçüklerse küçük hırsızlık yapıyor. Herkes gücü oranında bir şeyler çalıyor, çalanlara yardımcı oluyor. Daha fazla çalmanın planları yapılıyor. Kurumlar su sıkıntısı çekeceğiz suyu dikkatli kullanın diyor, ama aynı kurumun personeli iş yerinin önünde araba yıkıyor. Cevre ve Orman bakanı açıklama yapıyor; çevreyi kirletmeyelim ormanlara sahip çıkalım diyor ama aynı bakanlıkta çalışanlar çevreye çöp bırakıyor orman katliyamı devam ediyor. Hammaddesi ağaç olan tonlarca kağıt havalarda uçuşuyor.
Çocuğumuzun geleceğini düşünüyoruz; ona ev alıyoruz, araba alıyoruz, bankaya para koyuyoruz. Okutmak için milyarlarca para harcıyoruz ama harcadığımız paranın kaynağını bilmiyoruz. Hırsızlık parası ile hırsız yetiştiriyoruz sonrada çıkıp hırsızlığı nasıl önleriz diye konferans veriyoruz paneller düzenliyoruz. Kendi işimizi yaparken beş dakikada kıldığımız namazı başkasının işin yaparken yarım saatte kılıyoruz.
Vatandaş devlete suç buluyor Devlet vatandaşa. Ama devleti vatandaş vatandaşı devlet oluşturuyor bunu dahi hesap etmiyor. Cumhurbaşkanı bunu yaptı başbakan şunu milletvekili onu çaldı vatandaş bunu. Kimse kendine suç bulmuyor kendini yargılamıyor. Çalanları biz yetiştiriyoruz, onlara çalmayı biz öğretiyoruz sonra onlara daha fazla çalmaları için makam mevki veriyoruz. Ardından dönüp meydanlarda yürüyoruz sonrada yetiştirdiğimiz hırsızlardan dayak yiyoruz.
Sonuç olarak hepimiz doğrudan ya da dolaylı olarak hırsızlığın aktif oyuncularıyız. Hırsızlık yapan babanın nesli de hırsızlık yapmaya devam edecektir. ‘Keçinin geçtiği yoldan oğlağı da geçermiş’ Bu doğanın kanunudur. Kimseyi suçlamaya gerek yok. Hepimiz yaşamımız boyunca daha fazla kazanmanın hesabını yapıyoruz. Nasılı helali haramı önemli değil. Çoğu zaman haram olduğunu ya da hırsızlık olduğunu bile bile kendimizi haklı göstererek çalmaya devam ediyoruz. Herhalde ‘Minareyi çalan kılıfını hazırlar’ sözü boşuna söylenmemiş. Hırsız doğduk hırsız yaşıyoruz ve her gün yeni hırsızlar yetiştiriyoruz.
Hırsızlarımız hayırlı olsun!
Ramazan KARATAŞ